Dert? Yok? Çok?

Yok derdim ama derdim çok..

tLk

Zaman Nedir?

Zaman nedir? Kimse sormazsa ne olduğunu biliyorum. Ama birisine açıklamaya kalkarsam artık bilmiyorum… Eminim ki geçiş gitmiş olmasa “geçmiş zaman” olmayacak. Bir şey gelecek olmasa “gelecek zaman” da olmayacak. Peki nasıl oluyor da “geçmiş” ve “gelecek” var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz yok. “Şimdiki zaman” sürekli var ise, geçmişe karışmayacak ise şimdiki zaman değil “sonsuzluk” olmaz mı? İyi ama şimdiki zaman var olabilmek için geçmişe karışması gerekiyorsa mevcudiyetini yok oluşuna muhtaç olan bir “şimdi”nin “var”lığından nasıl bahsedilebilir? Demek ki zaman yokluğa meylettiği ölçüde var olan şeydir… (St. Augustinus)

Karli Dağlar

Bu an bitmesin denilen binlerce an gibi o an da bitip gitmisti

Sensiz degil bir gun bir saat geciremem denilirken degil bir gun bir ay bitmisti

Malum kis mevsimine girdik ama henuz sehre kar dusmedi
Sehre dusmeyen o kar en guvenilen daglara indi

Karli daglar denilir ya hani, su karsiki karli dag hesabindan
Orada asil mesele dag degildir, kardir mesele, insanin icini yakanindan

Artik dag kalmamistir ortada, orasi kardan ibarettir

Olur da yaza kadar kiyamet kopmaz da erirse o karlar
Altindan dag cikmasini beklemek buyuk bir yanılgı olur
Cunku orasi artik karla bir olmustur, icine sinmistir karla beraber gokyuzunden inen her turlu pislik
Yani artik orada artik bir dag yoktur
Dag olmayan yerde karlar da erimez zaten..

Yeni Bir Hayat..

Hani bazen bizden yasca buyuk tanidiklarimizla zitlasiriz ya bir konu hakkinda. Iki taraf da sadece kendi bildigini okur bu sirada. Son sozu genelde buyuk olan soyleyip kapatir konuyu: “Senden X sene daha fazla yasadim ben bu hayatta, senin yasin kadar benim tecrubem var, cok konusma”..

Cidden de tecrubelidir cogu zaman bu sozu sarf eden kisi ya da kisiler. Peki saniyor musunuz ki bu tecrube sadece yastan ya da harcanilan seneden ibaret?

Hayatta edindigim tecrubeler yedigim kaziklarin toplamidir..

Insan kimden kazik yer bu hayatta? En cok carsi pazarda esnaftan kazik yeriz degil mi? Peki taniyip etmedigimiz bu adamlarin yetisi ya da yetkisi ne de biz kazik yiyoruz? Cevabi tek kelimeden ibaret.. Biz onlara ‘guveniyoruz’..

Kazik yemeyi maddiyattan maneviyata tasiyip oyle baktigimizda da daima en yakinim dediklerimizden yeriz kazigi. Cunku daima en yakinim dediklerimiz en guvendiklerimizdir..

Simdi basa alalim konuyu, bizden daha tecrubeli olan buyuklerimize..
Bu kisiler bu tarz cumleleri en cok is ve okul seviyelerinde farklilik varken kullanabilirler dikkat ederseniz. En cok da universite okuyan biri henuz universite hayatiyla tanismamis birisi ile konusuyorsa asil o zaman duyun “ben senden iyi bilirim” nidalarini..

Aslinda o nidalar egodan degildir. Bagirislarini biz ego olarak algilariz. Bagirirlar cunku canlari acir. Canlari acir cunku yedikleri kaziklari hala saplandiklari yerlerinde hissetmektedirler. Bu kaziklar da her zamanki gibi en yakinlarindan gelmistir yine..

Tanidiklar arasinda kazik yemenin ve yedirmenin tepeye vurdugu yerdir universite hayati. Nedendir bilinmez ama ayni zamanda bir cok da sebep listelenir bu durum hakkinda..

Ben ne ve neden yaziyorum su anda emin degilim. Yeni okulumun karari cikinca nedense bir yazi yazmak istedim. Basligi attim ama nerelere goturdum konuyu. Alakasiz yerlere goturdum, dersem inanmayin. Aslinda cok alakadar eden yerlerdeyim hala ama baslikta da dedigim gibi ‘Yeni Bir Hayat’ basliyor artik benim icin..

Ey bana ardi ardina bir suru kaziklar yedirenlerim, vakti zamaninda guvendiklerim. Bugunki aklim olsa size guvenmezdim ama vakti zamaninda size guvenmesem de bugunki aklim olmazdi..

Haydi bismillah diyerek baslayalim yeni hayatimiza, yeni okulumuzda..
Ben her zamanki gibi yine yeni yeniden guvenecegim, umarim pismanliklar icermeyen bir seye basliyorumdur..

Allah’ım utandirmasin..

İnsanlara Rağmen..

Bu sefer gecmisten degil gunumuzden bir yazi. Su anda yazdim ve tekrar okumadim bile ne yazdigimi, direkt gonderiyorum..

Ne kadar yorulunabilir bir isi yapmaktan? Elleri kollari tutmayincaya, dermani kesilinceye kadar degil mi? Peki ya hayat ve insanlar ne kadar yorucu olabilir? Iste burada el kol tutmayincaya, dermani kesilinceye kadar diyemiyoruz ne yazik ki, cunku daima daha fazlasi var burada. Olunceye kadar hayat, gomulunceye kadar insanlar devam eder yormaya.

Yorucudur hayat, bu yuzden uyuruz dinlenmek icin. Uyku bir olumdur, her uyanista tekrar diriliriz. Oluyken hayat yoramaz bizi ama insanlar yorabilir hala. Gerek kabus olup gecelerimizi karartarak, gerek uyandirip hayattan kacisimizi sona erdirerek. Ne zaman ki inersin topragin altina, iste o zaman birakir insanlar seni yormayi. Isteyerek birakacaklarini sanmayasin bos yere!. Seni diriltmeye gucleri yetse sirf eziyet cektirmek icin cikarirlar seni o topragin altindan.

Simdi sorsam sana ‘yoruldun mu hayattan ve insanlardan’ diye, ne cevap verirsin bana? Benim cevabim ‘evet’ olurdu ve eklerdim sonuna da ‘Evet yoruldum ama hayattan degil, kendilerini insan olarak tanimlayan guruhlardan yoruldum. Madem onlardan kurtulmanin tek yolu gomulmek ve ben hayattan yorgun degilim, oyleyse gomun sunlari cehenneme en yakin topraga..’ diye..

Hayat guzel, insanlara ragmen..

tLk ~ 14 Mayis 2015 22.55

Sevgi..

Sevgi; önce ‘ben’ yerine önce ‘sen’ diyebilmek
Kendinden önce onu, onun mutluluğunu düşünebilmektir..

Onun yanında huzur bulmak, güven duymak,
Her ne olursa olsun yanında olacağını, seni seveceğini bilerek ‘kendin’ olmaktır..

Sevgi; sevdiğinin yüreğinin güzelliğine ve sevdasına inanmak
Onu mutlu etmek uğruna zevkle emek etmektir..

Sevdiğinin gözlerinde kaybolmak
Bedeninde bir olmaktır..

Sevgi; sevdiğine saygı duymak
Varlığından gurur duymaktır..

Kahkaha kadar yaşını da
Sohbetler kadar sessizliğini de büyük bir zevkle paylaşmaktır..

Sevgi; sadakat, vefa, bağlılıktır
Sorumluluk, özveri, şefkattir..

Sevgi; anlayış, hoşgörü, sabırdır
Tutku, cesaret, risktir..

Sevgi; bakmak, dokunmak, söylemektir
Yaşatmak, yaşamak, göze almaktır..

Sevgi; umuttur, soluktur, hayattır
Bir bedende bütün olmak, birlikte çoğalmaktır..

Sevgi; yüreğinle gülümseyebilmek
İnsan olmaktır..

Sanki Bir Peri

1 sene sonrasina olan bir yazim daha

_________________________

Bir sevda mektubunun son satirina nokta koymadan once
Bir kac kadeh siir ictim bu gece

Ne guzel demis sair degil mi? Bir kac kadeh siir icmek.. Siir ne guzel seydir.. Su gibidir siir.. En girilmeyecek denilen yerlere bile bir yolunu bulup da ulasir siir. Ayni su gibidir, ulastigi yeri temizler. Ulastigi yerin sekline oyle bir burunur ki, oranin ne ara doldugunun farkina varamazsin.

Kabin sekli nasilsa su o sekli alir.
Kalbin sekli nasilsa siir o sekli alir.

Kabin sekli bellidir ama kalp balon gibi surekli degiskendir. Su anda kalbinin sekli nasil mesela? Dun nasildi? Yarin nasil olacak? Bunlarin hic biri kesin olmayan seyler.

Kesin olan bir sey var mi ki bu hayatta? Degismez gercekler diye anlatirlar hani okulda, su yuz derecede kaynar diye. O bile degisiyor degil mi? Kalpler neden degismesin? Insanlar neden degismesin? Hele ki insanciklar neden degismesin?

Yureginize bir siirin daima ayni sekilde girebilmesi kadar guzel bir sey var midir ki? ‘Neysem hala oyum iste’ dedirtir bu size. Kac kisi var boyle cevrenizde? En basta siz boyle misiniz?

Ben cevremde kendisiyle tutarli cok kisi gormuyorum ne yazik ki. Umarim ki en azindan ben bu hale burunebilirim onumuzdeki sene bu yaziyi paylasincaya kadar. Gerci o zamana kim ole kim kala belli degil ama umarim cevremdekiler de olmezler, ne baskalarinin ne de benim gozumde.

Bir kac kadeh siir icme zamani geldi artik..

Varsa birinin elinde siir defteri
Ve asla bakmiyorsa geri
Daima sabittir yureginin yeri
Guvenilir ve temizdir, sanki bir peri..

8 Mayis 2014
10:04
tLk

Tilki’den İnsan’a

Tilkiden insanliga ilk adim..

Hayatın Anlam(sızlığ)ı

1 sene sonrasına olan bir diğer yazım..

Hayatın Anlam(sızlığ)ı

Hani duyarsınız ya sevgililerin birbirlerine hitaplarında. “Sen benim hayatımın anlamısın” laflarını. “Hayatın anlamı” ne demek ki kişiler birbirlerine bu sıfatı yakıştırabiliyor?

Hayatın anlamı yüzüne maskeler takarak dışarıya çıkmak mı? Yanında ‘sevdiceğin’ olmasına rağmen bu maskeyi taşımak zorunluluğu hissetmek mi? Sonrasında tek başına kaldığında yüzünden o maskeyi çıkarıp, günlük bakımını yapıp, temizleyip yerine kaldırmak mı? Bu mu yani hayatın anlamı??

Peki, o maskenin yeri neresi? Askı mı? Dolap? Vestiyer? Portmanto? Çekmece? Hiçbirisi değil.. O maskenin yeri sizin kalbiniz, yani sizsiniz..

Peki şimdi söyleyin bana, kalbinizden bir parçayı söküp de yüzünüze takmak mı hayatın anlamı denilen şey? Kolay mı yani bunu yapmak? Canından can götürmüyor mu?

Bence olay en başından hatalı işte..
“Hayatın Anlamı” değil yaşadığımız, “Hayatın Anlamsızlığı”..

Anlamı olsaydı yaptıklarımızın, herkes bu maskelerden haberdar iken kimse maske takmaya uğraşmazdı dışarıda. Ve hayatın anlamı bir kişiye atfedilebilseydi eğer, takmazdık onun yanında maskelerimizi..

İşte size hayatın anlamsızlığı..

23 Nisan 2014 – Çarşamba
14:53
tLk

Kitaplikta Bir Defter, Defterde Bir Sayfa

Uzerinden tam bir sene gecince paylasacagima dair kendime soz verdigim yazilardan ilkini gönderiyorum siteye. 27 Mart 2014 te yazdigim bir yazi. Gerci tam 1 sene olmasina hala 2 bucuk saat var ama elim bosken ve hatrimdayken gondereyim su yaziyi dedim 🙂

-Kitaplikta Bir Defter, Defterde Bir Sayfa-
Ben o defteri kapattim. Aslinda o sayfayi yirttim attim. Sayfa dedigime de bakma canim, sayfa diyerek bahane uretiyorum. Bahaneyi baskasina degil, sana da degil, kendime kuruyorum. Biliyor musun ben o sayfayi ezbere hatirliyorum.
Sayfa dedigime bakma dedim ya, gel ben sana dogruyu soyleyeyim. Benim yirtip attigim bir sayfa yok. Kapattigim bir defter de yok. Cunku ortada bir defter olmadi hic bir zaman. Ortada duran bir sey de yoktu zaten. Evdeki kitapliklarin en ust rafini suslemekle yetinen temel britannica seti gibiydin sen. Oku oku asla sonuna gelinmeyen, varligini bilmek bile huzur veren, ici oldukca karisik ama derya deniz olan, neyin nerde oldugunu bulmak bazen saatler suren bir ansiklopedi gibisin iste. Oyle bir ansiklopedisin ki, bulunan seye şeksiz suphesiz itimat edilmesi gereken bir eminligin var. Ama dedim ya, temel britannica gibisin sen, kitapligin en ust rafini susleyen, asla kapagi acilmayan bir setsin sen. Kagit kurek kalmadi cunku artik piyasada. Baksana ilkokul odevleri bile bilgisayarda.

27 Mart 2014
22:45
tLk